SIMPLE PRESENT TENSE 2

1 – SIMPLE PRESENT TENSE Olumlu, olumsuz ve soru şekillerini gösteren tablolar.

   (+)     I, you, we, they + verb       (he,she,it + verbs)      

POSITIVE OLUMLU
I get up early in the mornings. Sabahları erken kalkarım.
You know him well. Sen onu iyi tanırsın.
He likes apples very much. O elmaları çok sever.
She writes letters to her aunt. O halasına mektup yazar.
It rains a lot in winter. Kışın çok yağmur yağar.
We play football on Sundays. Pazar günleri futbol oynarız.
You have breakfast every morning. Siz her sabah kahvaltı yaparsınız.
They work hard everyday. Onlar hergün yoğun çalışırlar.
(-) I, you, we, they+dont verb (he, she, it +doesnt Verb)
NEGATIVE OLUMSUZ
I dont like pork. Domuz etini sevmem.
You dont go to bed early. Sen erken yatmazsın.
He doesnt eat meat at all. O hiç et yemez.
She doesnt work on Saturdays.        O cumartesi günleri çalışmaz.
It doesnt snow in summer. Yazın kar yağmaz.
We dont smoke cigarette. Biz sigara içmeyiz.
You dont have any free time. Sizin hiç boş vaktiniz olmaz.
They dont sell alcoholic drinks.   Onlar alkollü içecek satmazlar.   
 (?) Do I, you, we, they + verb ? (does he, she, it + Verb ?
QUESTION SORU
Do I tell lies? Ben yalan söyler miyim?
Do you go out in the evenings?     Akşamları dışarı çıkar mısın?
Does he like coffee? O kahve sever mi?
Does she play tennis? O tenis oynar mı?
Does it make noise? O gürültü yapar mı?
Do we go to the theatre? Biz tiyatroya gider miyiz?
Do you speak English? Siz İngilizce konuşur musunuz?      
Do they sell milk here? Onlar burada süt satar mı?
   (-?) Dont I, you, we, they + verb? (doesnt he, she, it + verb ?
NEGATIVE QUESTION OLUMSUZ SORU
Dont I tell the truth? Ben gerçeği söylemez miyim?
Dont you read book? Sen kitap okumaz musun?
Doesnt he play tennis with me? Benimle tenis oynamaz mı?
Doesnt she like coffee? O kahve sevmez mi?
Doesnt it snow in winter? Kışın kar yağmaz mı?
Dont we speak English in the classroom? Sınıfta İngilizce konuşmaz mıyız?
Dont you speak English? Siz İngilizce konuşmaz mısınız?
Dont they lend you any money? Sana hiç ödünç para vermezler mi?
Gelen Aramalar: used to kalibiyla gecmiste yaptiklarimiz,7 sınıf ingilizce after before slayt,7 sınıf ingilizce konu anlatımı before after,9 sınıf şimdiki zamanlara örnekler,geçen hafta yaptıklarımla ilgili ingilizce cümleler 7 sınıf,geçen hafta yaptıklarımla ilgili ingilizce cümleler 7 sınıf 1,geçmişte ve günümüzde yaptıklarımız ingilizce,ingilizce 9 sınıf gecmiş zaman 1 günde yaptıklarımız,ingilizce zamanlar alıştırma
20 Nisan 2013
bosluk

İngilizcede zamanlar 4 – The Future Tense – Going to yapısı

Gelecek zamanda yapılması planlanan, tasarlanan eylemleri ifade etmek için ingilizce de iki tür

gelecek zaman yapısı kullanılır. Tükçedeki -ecek, -acak yapısına karşılık gelir.

Going to yapısı gelecekle ilgili olarak daha kesin olarak planlanmış eylemleri ifade ederken, will yapısı bir kerelik olayları, isteyerek yapılan olayları, söz vermeyi, somut gerçekleri, beklentileri ve tahminleri ifade eder. Modern ingilizcede genellikle her şahıs için will kullanılır ve genellikle kısaltılarak kullanılır.

Gelecek Zaman Cümleleri

Olumlu Cümle ÖZNE + WILL/SHALL + FİİL (YALIN) + ZARFLAR
Soru Cümlesi WILL + ÖZNE + FİİL (YALIN) + ZARFLAR
Soru Sözcüklü Soru Cümlesi SORU SÖZCÜĞÜ + WILL + ÖZNE + FİİL (YALIN) + ZARFLAR
Olumsuz Cümle ÖZNE +WONT / SHANT + FİİL (YALIN) + ZARFLAR

 

going to ile özne+am,is,are+going to+ fiil+ diğer

 

Basit gelecek zaman İngilizcede temel olarak iki şekilde ifade edilir: Birisi “will” ile diğeri ise “ “be going to” iledir. Bu iki şekilden birini kullanmak bazen aynı kapıya çıkar, ama genel olarak ikisi birbirinden çok değişik anlamlar ifade eder. Bu farklılık önceleri çok soyut gibi görünebilir. Fakat zamanla ve alıştırma yaparak, farklılıkları anlamak ve kullanmak kolaylaşır.

Will ve shall geleceği anlatmanın saf (pure) şekilleridir.

1- Her iki şekil de gelecekte spesifik bir zamana gönderme yapar. Hareket, gelecekte devam etmez. Bir kerelik aksiyondur.

Geçmiş Şimdi Gelecek

2-

a) Will ile gelecek zamanı göstermek için özneden sonra “will yardımcı fiiliyle esas fiilin kök hali kullanılır. Soru hariç, will modern İngilizcede her şahıs için çok yaygın olarak kullanılmaktadır.

Örnekler:I will always support you = Seni daima destekleyeceğim.

Where will you go after the lesson?   Dersten sonra nereye gideceksin?

She will never believe her husband    O kocasına hiçbir zaman güvenmeyecek.

I will soon learn English very well.      İngilizceyi yakında çok iyi öğreneceğim.

Will the shops be open tomorrow?     Dükkanlar yarın açık olacak mı?

 

b) Will genellikle kısaltılır ki bu daha iyi bir İngilizce sayılır.

 

Youll remember these good days.      Bu güzel günleri hatırlayacaksın.

Howll you get home?                       Eve nasıl gideceksin?

Hell visit you in your office tomorrow. Yarın sizi büronuzda ziyaret edecek.

Well fight for our country                 Ülkemiz için savaşacağız.

Wherell they go tomorrow evening?    Yarın akşam nereye gidecekler?

Will konuşmacının gönüllü olarak bir hareket veya davranışta bulunacağını gösterir. Bu hallerde, will yardımcı fiilini başka birisinin şikayetine veya yardım talebine yanıt olarak kullanırız. Ayrıca, başka birisinden yardım istediğimizde veya bizim için gönüllü olarak bir aksiyonda bulunmasını arzuladığımızda kullanabiliriz.

Başkası için bir harekette bulunmayı reddettiğimiz zaman ise, “will not” veya “wont” kullanırız.

Örnekler:

I will give you the information you need.  Gereksindiğin malumatı sana vereceğim.

I wont do all this work for you.              Bütün işleri sizin için ben yapmayacağım.

You will not warn them again.                Onları bir daha ikaz etmeyeceksin.

Will you help me carry this suitcase?       Bu bavulu taşımama yardım edermisin?

I will do something about it.                   Bu hususta bir şeyler yapacağım.

 

4- Will bir söz vermeyi, taahhüdü ifade eder. Ill always love you.  Seni daima seveceğim.

Ill give you a call when I arrive  Vardığımda, seni telefonla arayacağım.

I promise that I will never do it again.  Bir daha yapmayacağıma söz veririm.

Ill take care of it.  Ben icabına bakarım.

Will gelecek hakkında tahminlerde kullanılır. Böyle cümlelerde, öznenin gelecekteki olaylar üzerinde pek kontrolü yoktur. Örnekler:

The year 2008 will be very critical= 2008 yılı çok kritik olacak.

Alex will be the biggest star in soccers. = Alex futbolun en büyük yıldızı olacak. .Turkey will be an international actor. = Türkiye uluslar arası aktör olacak.

6- Will somut gerçekleri ifade eder.

 

One day well all die.  Bir gün hepimiz öleceğiz.

Our country will always survive  Ülkemiz daima yaşayacaktır.

The sun will always rise.  Güneş daima doğacaktır.

7- Will beklentileri ifade eder.

Ill marry her sooner or later  Er veya geç onunla evleneceğim.

She will be my wife             O benim karım olacak.

Well all be doctors.             Hepimiz doktor olacağız.

 

8- Will now = from now on = from now onwards = Bundan böyle, artık anlamını taşır

I will now leave this country.   Artık bu ülkeyi bırakacağım.

He will now be more strict.      Bundan böyle daha sert olacaktır.

You will now know me beter.   Artık beni daha iyi tanıyacaksın.

They will now learn the truth.  Artık gerçeği öğrenecekler.

10- Will ile shall ayırımı

Will” ve “Shall”in her ikisi de özel yardımcı fiildir(modal auxillary).

Kural olarak saf gelecek zaman birinci tekil şahısta “shall” ile, diğer şahıslarda “will” ile ifade edilir.

Ancak, çağdaş İngilizcede tüm şahıslarda “will” kullanılabilir. Eski İngilizcede shall, I ve we zamirlerinde willin alternatifiydi. Ama artık özellikle Amerikan İngilizcesinde shall kullanımı giderek azalıyor. Bunun istisnası soru cümleleridir.

Örnekler:

When shall we meet again?  Tekrar ne zaman buluşacağız?

Shall we go now?               Artık gidelim mi?

Why shall I do this ?           Bunu neden yapacağım(yapayım)?

11- Will/Shall her ikisi de saf gelecek ifadesi olduğundan, herhangi bir kişinin irade ve eğilimine değil, dış çevreye bağımlıdır. Bu en ayırıcı özellikleridir.

12- “Shall” tavsiyeler, öneriler ve ikramlar için kullanılabilir.

Shall I start reading?  Okumaya başlayayım mı?

Shall we start the match?  Maça başlayalım mı?

What shall do I now?  Şimdi ne yapayım.

13- Shall, wille göre daha kişisel ve daha afakîdir.

I shall ask everybody what this means  Bunun ne demek olduğunu herkese soracağım.

You shant see me again.  Beni bir daha görmeyeceksin.

I shall be there soon.  Yakında orada olacağım.

14- Will birinci tekil şahısta (I=ben) kullanıldığında kararlığı, shall, ikinci l şahısta(you=sen, siz) kullanıldığında zorlamayı ifade eder. Ancak, modern İngilizcede, özellikle Amerikan İngilizcede bu kural da kuvvet kaybediyor.

Ill accomplish this job whatever it takes.  Bedeli ne olursa olsun bu görevi başaracağım.(kararlılık)

You shall do what I say.  Dediğimi yapacaksın. ( Zorlama)

You shall all come to see me. Hepiniz beni görmeye geleceksiniz (zorlama)

Going To:

Yazı ve konuşma dilinde geleceği ifade eden belki de en yaygın yoldur. Ama saf bir gelecek değildir. Geleceğin renkli bir anlatımını sağlar.

Dikkat : “going to” istisnalar hariç, sadece tek cümleli yapılarda kullanılır.

1-“Going to” müsbet cümlelerde kullanılır ve yakın geleceği gösterir.

Örnekler:

I am going to see you soon. = Seni yakında göreceğim.

She is going to meet her boss. = Patronuyla görüşecek.

They are going to appear on TV. = Televizyona çıkacaklar.

2-Will/Shall den farklı olarak, “going to” kişisel eğilim ve niyetle ilgilidir. Dışsal faktörlere bağımlı değildir. Bu husus “going to” nun en önemli özelliğidir. Örnekler:

He is going to sell his house. = Evini satacak

They are going to make a meeting. = Toplantı yapacaklar.

Were going to be friends. = Arkadaş olacağız.

She is going to make a big cake. = Büyük bir pasta yapacak.

3-Konuşanın aklında “going to” kesinlik ifade eder.

Im going to fire him. = Onu (mutlaka) işten atacağım.

She is going to turn me down. = Beni (kesinlikle) reddedecek.

You are going to regret for this. = Bunu yaptığına (mutlaka) pişman olacaksın.

4-“going to” eşyalarla, maddelerle ilgili olduğu zaman, tahmin veya kaçınılmaz duruma işaret eder.

Its going to rain. = Yağmur yağacak (bulutlardan belli)

FB is going to be the champion = FB şampiyon olacak (Puan durumu öyle gösteriyor)

She is going to have a baby. = Onun bir bebeği olacak. (Çünkü hamile)

 

5-Bazen daha önce alınmış bir kararı gösterir.

I am going to change my school. = Okulumu değiştireceğim.

He is going to change his job. = O işini değiştirecek.

She is going to buy a new car. = O yeni bir otomobil alacak.

Gelen Aramalar: future tense hafta sonu yaptıklarımız,6 sınıf ingilizce günlük yaptıklarımız anlatımı,6 sınıf ingilizce günlük yaptıklarımız anlat,ingilizcede 4 zaman,ingilizce türkçe anlatımlı zamanlar,ingilizce sabahtan akşama kadar yaptıklarımız,ingilizce past participle verbs konu anlatım video izle,ingilizce günün zamanları ile ilgili test,ingilizce gramer zamanlar alıştırmalar,ingilizce geçmişte yaptıklarımız şimdiki yaptıklarımız
15 Nisan 2013
bosluk

DERS 11. The Simple Past Tense (-dili Geçmiş Zaman)

DERS
11. The Simple Past Tense (-dili Geçmiş Zaman)

Yapısı: Özne+verb2 (fiilin
ikinci şekli). Olumsuz ve soru cümlelerinde did/didnt+fiilin birinci şekli
kullanılır.

Olumlu Cümle: I (he, she, it,
we, you, they) went to Ankara.

(Ankaraya gittim.)

Olumsuz Cümle: I (he, she, it,
we, you, they) didnt go to Ankara.

Soru Cümlesi: Did I (he, she,
it, we, you, they) go to Ankara?

Kısa yanıtlar:
Did you live in Istanbul? Yes, I did. / No, I didnt.

The Simple Past Tense Kullanımı:

– Geçmişte belirli bir zamanda
yapılmış eylemlerin anlatımında

kullanılır.
We played football last Sunday. (Geçen Pazar futbol oynadık.)

Simple Past sık sık zaman belirten ifadelerle birlikte kullanılır:

last year,
last Sunday, five years ago, yesterday morning,

in 1945 gibi.

– Geçmişte belirli bir yerde yapılmış
eylemlerin anlatımında kullanılır.
I visited Ali, when I was in Ankara.

(Ankaradayken Aliyi ziyaret ettim.)

To be yardımcı fiilinin geçmiş
zamanda çekimi.

 I

 was

 He
 She
 It

 was

 We
 You
 They

 were

He was in Ankara last year. (O geçen sene Ankaradaydı)
We were at school. (Biz okuldaydık.)
I (He, She, It) was at home. (Ben evdeydim.)
We (You, They) were at home. (Biz evdeydik.)
We were not (werent) at home. (Biz evde değildik.)
I drank milk yesterday. (Dün süt içtim.)
We played football on Sunday. (Pazar günü futbol oynadık.)

 

Gelen Aramalar: ingilizcede zamanlar konusu,ingilizce şimdiki zaman konu anlatımı ve testleri,ingilizce zamanlar ve test soruları,ingilizce zamanlar test kolay,ingilizce zamanlar test 8 sınıf,ev işlerine göre present tense,anlatımlı ingilizce testi,akşama kadar yaptıklarımız ingilizce,action verbs ile ders anlatımı 1 sınıf,8 sınıf ingilizce before konu anlatımı ve test
10 Nisan 2013
bosluk
ingilizce video ders Son Yazılar FriendFeed

Facebook

Son Yorumlar