7-17 SUPERLATIVE FORMS OF ADJECTIVES AND ADVERBS

07 Kasım 2013 by admin | Filed under İngilizce Gramer Dersleri.

7-17   SUPERLATIVE FORMS OF ADJECTIVES AND
ADVERBS

a)         Sıfat ve zarflarda en üstünlük
derecesi -est takısı ve most sözcüğüyle ifade edilir.

-est
ve most un kullanımıyla ilgili kurallar -er ve
more için belirttiğimiz kurallarla aynıdır.

pretty-prettier-prettiest             expensive-more
expensive-most expensive

big-bigger-biggest                   frequent-more frequent-most frequent

clever-cleverer-cleverest         pleased-more pleased-most
pleased

carefully-more carefully-most
carefully easily-more
easily-most easily significantly-more
significantly-most significantly

Sıfat
ve zarf biçimi aynı olan sözcüklerin çekimi şöyledir:

hard-harder-hardest               late-later-latest

fast-faster-fastest                     early-earlier-earliest

Latein comparative ve superlative biçimi iki şekildedir:

la te-la ter-la tes t                         late-la
tter-las t

Geç-daha
geç-en geç anlamında late-later-latest
kullanılır.

I usually get up late. My son gets up later
than me and my husband gets up

the latest, (adverb)

He usually gets home on a late train, (adj.)

Can we travel on a later train today? (adj.)

The latest train we can get direct
to Adapazarı
is the 10.30. (adj.)

Latest,  
son moda, en son anlamında most recent, up-to-date ile
eşanlamlı olarak da kullanılır.

Everybody at the party was dressed in the latest fashion. (Partideki
herkes son moda
giyinmişti.)

Have you read his latest book? (Onun en son kitabını okudun mu?)

Latter sadece sıfat
olarak kullanılır ve arka arkaya sözü edilen iki şeyden ikincisi,
sonuncusu anlamındadır. İki şeyden
birincisi, önceki anlamında former* ile birlikte sık
kullanılır.

-   There are two films on at the same time. One is
a thriller and the other is a
romance.

-   Id prefer to watch the latter. Id find the former too
nerve-racking.

(Ben ikincisini
izlemeyi tercih ederim. Birincisini fazla sinir bozucu buluyorum.)

Bu
cümlede latter söyleniş sırasına göre ikinci sırada yer alan romance
yerine, former ise birinci sırada yer alan thriller
yerine kullanılmıştır, (former = first, latter = second)

Last,
sıfat ve zarf olarak kullanılır ve first ile zıt anlamlıdır.

I first went to Germany in 1973,
and I last went there in 1986.
(adv.) (Almanyaya
ilk olarak 1973te, en son
(son olarak) 1986da
gittim.)

I will be the last person to leave the office.
Who will be the first? (adj.) (Bürodan en son ayrılan kişi ben olacağım.
Birinci/ilk ayrılan kim olacak?)

Formerın
bir anlamı da eskf demektir: in former times (eski zamanlarda),
our former teacher (eski öğretmenimiz/önceki öğretmenimiz). Former
bir comparative değildir, -er, sözcüğün yapısında vardır.
Formerly bir zarftır ve eskiden, önceleri anlamındadır.

I formerly worked as a secretary.

(Eskiden/Önceleri
bir sekreter olarak çalışıyordum.)

Düzensiz
sıfat ve zarflar ise şu şekilde çekimlenir:

good/well-better-best                                      much-more-most

bad/badly-worse-worst                                   little-less-least

far-farther/further-farthest/furthest                  few-fewer-fewest (düzenlidir)

b)        Sıfat ve zarfların superlative
biçimi, bir kişi ya da nesnenin, belirtilen özelliğe belli bir
grubun içerisinde en üst ya da en alt
düzeyde sahip olduğunu ifade eder.
Superlativein önünde
the kullanılır.

She is the most hardworking student in the
classroom.

Istanbul is the biggest city in Turkey.

Our apartment building is the tallest in
our street.

She has the most money among us.

Ayşe has
the least courage of them all.   

She has the fewest friends in the class.

This problem is the
least important (one) of all.                  

He is the best player in the team.

He drives the most carefully of all the
drivers I know.

She speaks English the best of the three.

(Üçünün içinde İngilizceyi en iyi o konuşuyor.)  

c)        Tanımladığımız öğenin
hangi ortamda en iyi, en kötü vs. olduğunu belirtirken, eğer bu
ortam bir yer ise in kullanılır: in
the world, in Turkey, in our street, etc. Zaman ya da
bir grup ifade eden sözcük ise of
kullanılır: the
happiest time of my life, the shortest
month of the year, the
most hardworking one of all my students, the most intelligent of
us all, the most
famous of all the Turkish writers, etc. Grup ifade eden yapılarla among
da kullanabiliriz: the
cleverest among us, the laziest among my students, etc.

Mount Everest is the highest mountain in
the world.          

February is the shortest month of the year.

Hande
is the tallest of all my students.                     

Of all the contemporary writers, I like him best.

d)        Superlative kullanabilmemiz için tanımlayacağımız
nesnenin ait olduğu grubun en az
üç öğeden oluşması gerekir. Eğer grup iki öğeden oluşuyorsa comparative kullanılır.

They have two daughters, and Ayşe is the cleverer of the two. They have
three sons, and Ali is
the most intelligent of the three.

Bazı
durumlarda comparative ile superlative kullanımını ayırt etmek
güç olabilir. Şu iki örneği inceleyelim.

She is more hardworking than all
the other students in the classroom. (O sınıftaki diğer bütün
öğrencilerden daha çalışkandır.)

She is the most hardworking of all
the students in the classroom. (O sınıftaki bütün
öğrencilerin içinde en çalışkanıdır.)

Bu
örneklerden birincisinde, she, sınıftaki diğer öğrencilerin dışında
tutulmuştur. Yani bir tarafta she, bir tarafta diğer
öğrenciler göz önüne alındığında, iki öğeden oluşan bir karşılaştırma
yapılmıştır. İkinci örnekte ise she grubun bir üyesidir ve o grubun
içinde en çalışkan olduğu
ifade edilmiştir.

istanbul
is bigger than all
the other cities in Turkey. Istanbul is the biggest city in
Turkey.

I consider his latest book to be more
successful than all his others. I consider his latest book to be the most
successful of all his books.

e)         More, most ve least,
fiilleri nitelemek için de kullanılır.

She most fears that she may lose
her job some day. (En çok
bir gün işini kaybetmekten korkuyor.)

l more prefer tea to coffee.

(Kahveyi
çaya daha çok tercih ederim.)

She usually comes when I least need her
and doesnt when I need her most. (Genellikle
ona en az ihtiyaç duyduğum zamanlarda gelir, en çok ihtiyaç duyduğumda
ise gelmez.)

Like,
enjoy gibi beğeni ifade eden fiillerle daha çok, en çok
anlamında better ve best de kullanabiliriz.

Of the two shirts, I liked the checked one better.
(=more) (İki gömlekten, kareli olanını daha çok
beğendim.)

l like coffee better than tea. (=more
than) (Kahveyi çaydan daha çok severim.)

Of all the Turkish pop singers, I like Sezen
Aksu best. (=most) (Türk
pop sanatçıları
içinde en çok Sezen Aksuyu severim.)

Hate,
dread gibi olumsuz anlam taşıyan fiillerle better ve best
kullanamayız. Bu tür fullerle more ve most kullanabiliriz.

Among the martial arts I hate karate most.

(Dövüş
sporları içinde en çok karateden nefret ederim.)

f          Bir
superlativein önünde, normalde the kullanıldığını
görmüştük. Ancak, his,
my,

this,
that gibi başka bir sözcük kullanılıyorsa the
kalkar.

His best book is his latest.

She is one of my most hardworking students.

g)         Oldest-eldest

Oldest
ve eldest arasındaki fark, older ve elder
arasındaki fark ile aynıdır. Eğer bir kişi ya da nesnenin
yaşça en büyük olduğunu ifade ediyorsak oldest, aile bireylerinden en
büyük olanını ifade ediyorsak eldest kullanılır.

Who is the oldest student in this
classroom? The oldest representative came from China.

My eldest uncle is a lawyer.

My eldest brother is getting married next week.

h)         Most + adjective , önünde the olmadan kullanıldığı
zaman very anlamını
verir.

A most strange thing happened the other day. (a very
strange tiling) (Geçen gün çok garip bir şey oldu.}

You shouldnt miss that film. Its most interesting,
(very interesting)

pixel 7 17   SUPERLATIVE FORMS OF ADJECTIVES AND ADVERBS

Bir önceki yazımız olan 6-12 INFINITIVE AS DIRECT OBJECT başlıklı makalemizde INFINITIVE AS DIRECT OBJECT hakkında bilgiler verilmektedir.

← Previous

Tags:


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir